Tarsus Sadık Eliyesil Forum

Eliyesil Forum
 
AnasayfaSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap
Giriş yap
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni hatırla: 
:: Şifremi unuttum
Saat



En iyi yollayıcılar
Berk Büyükdurak (306)
 
metalicutku (189)
 
Orhan TAŞPINAR(Co-Admin) (97)
 
emre8/B (43)
 
ZıpZı (39)
 
....BY....NONDA.... (23)
 
Eren Özgökmen(Admin) (21)
 
Serhan AkAtAş (16)
 
emreftkaracan (14)
 
BüŞrA 8-E (13)
 
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
Kimler hatta?
Toplam 2 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 2 Misafir

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 49 kişi Perş. Şub. 03, 2011 11:52 pm tarihinde online oldu.

Paylaş | 
 

 ANAVARZA EFSANESİ

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Berk Büyükdurak
Co-Admin
Co-Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 306
Yaş : 27
Ruh Hali :
TAKIM :
Kayıt tarihi : 09/09/08

MesajKonu: ANAVARZA EFSANESİ   Perş. Eyl. 11, 2008 12:24 pm

ANAVARZA EFSANESİ

Vaktiyle Anavarza, yiğit insanların ve güzel kızların yaşadığı büyük bir şehirmiş. Kent ve kale, dıştan gelecek tehlikeye karşı koyabilecek durumdaymış. O zamanlarda şehirde yaşayan taş ustaları taştan oymalarla evleri ve meydanları süsler, insana şaşkınlık verecek, hayranlık duyulası eserler yaratırlarmış.

Gündüzleri halk kentten çıkar, tarlada-bayırda işini görür, akşam olduğunda ise kente geri dönermiş. Kentin dışı derin hendeklerle ve yüksek duvarlarla çevriliymiş. Kentin kapısındaki asma köprüden başka içeri girebilecek hiçbir yer yokmuş.

Halk bu güzel kentte huzur içinde yaşarmış. Akşamları her ev kahkahayla dolarmış, ağıtlar şarkı diye söylenirmiş. Halk mutluymuş, günler böyle gelir geçermiş.

Anavarza Kralı’nın, gökyüzünde parıldayan ay'a "Sen doğma, ben doğayım" diyen dünya güzeli bir kızı varmış. Bu kız akıllı mı akıllı, güzel mi güzelmiş. Gel gör ki, günlerden birgün, bu kız yüzünden kentin huzuru kaçmış, kralın o gülen yüzü kızarmış, kaşları çatılmış.

Bir gün Sis Kralı'nın elçisi, Anavarza Kralı'na gelmiş ve "Ulu Sis Kralı adına, yüce Anavarza Kral'ına saygılarımı sunarım" demiş. Kral, "Söyle bakalım, ne diler kralın bizden?" deyince de elçi:
-Kralım kızınızı oğluna ister, demiş.
-Yaa, öyle mi?
-Evet yüce kralım.
-Ya istediğini kabul etmezsem?
-Ulu kralım bunu da düşünmüştür. Kızınızı oğluna vermezseniz, krallığınıza savaş açacağını bildirmekle de görevli bulunuyorum.
-Savaş diler demek?
-Hayır... Ama...
-Sis Kralına söyle, bu işi düşünmemiz gerekir...

Sis Kralı'nın elçisi böyle diyerek gitmiş gitmesine de, dert geldi mi, üst üste gelirmiş. Sis Kralı’nın elçisi gidince, bu defada Misis Kralı’nın elçisi kapıya dayanmış. O da kızını Misis Kralı’nın oğluna istemeye gelmiş. O da aynı istek ve tehditlerde bulunmuş.

Anavarza Kralı, çok halim-selim, iyi yürekli bir insanmış. Ne yapacağına karar verememiş ve kara düşüncelere dalmış.Bakmış ki, durum çok çetin, gittikçe de karmaşık bir hal alıyor... Kızını bu krallardın hangisinin oğluna verse, diğeri yine kendi halkına savaş açacak. Belki de ülkesi elden gidecek. Hiçbirine vermezse, bu defa da iki ülke halkı ile savaşmak zorunda kalınacak diye düşünüp durmuş.

Kız babasının haline çok üzülmüş. Kara düşüncelere dalan babasına, "Olur mu ey benim Kral babam, ben senin kızın değil miyim? Bana derdini niçin açmazsın? diye kahırlanmış. Kral, "Kızım, güvercin topuklu yavrum, demiş. Çok haklısın. Bilmem ki ne etsem. Sis Kralı elçi göndermiş, oğluna seni ister. Misis Kralı da elçi göndermiş. O da oğluna seni ister. Vermezsem savaş açılacak, hangisine tamam desem, yine de olacağı bu. Ne yapmalı, bilemedim!" demiş.

Kızı gülmüş ve "Ondan kolay ne var, babacığım!", demiş. "Şeytan bile çözemez bu düğümü kızım" demiş kral. Kızı da "Kral babam, bundan kolay bir şey yok! Dersen ki onlara, 'ben kızım veririm, veririm ama, bir şartım var. Anavarza’nın suyu az. Buraya bol suyu önce kim getirirse, onun oğluna kızımı veririm...' Onlara öyle söyleyin siz. Gerisine karışmayın".

"Bak işte bunu hiç düşünmemiştim. O zaman savaşsız çözeriz bu işi" demiş kral. "Elbette babacığım. Halkımız rahat, huzur içinde yaşıyor. Onların benim yüzümden acılara katlanmalarını, ölmelerini istemem hiç, demiş kızı.

Böylece aradan günler geçmiş. Her iki kralın elçileri, Anavarza Kralı’nın kararını öğrenmek üzere Anavarza’ya gelmişler. Kral onlara kızının önerdiği çözümü söylemiş: "Anavarza’ya bol suyu ilk getireninin oğluna kızımı vereceğim. Kararımı krallarınıza böyle iletiniz."

Elçiler bu kararı hemen kendi krallarına iletmişler. Bunun üzerine, Sis Kralı yukarıdan, Misis Kralı da aşağıdan başlamış su yolunu yapmaya. Sis Kralı su yolunu yontma taşlardan, çok güzel, sağlam biçimde yaptırmaya uğraşırmış. Bu yüzden işi gecikirmiş.

Misis Kralı da kerpiçten yaparmış su yolunu. Bu yüzden Misislilerin su yolu çabuk ilerlemiş.

Günler geçmiş, yollar ilerlemiş, sonunda aşağıdan Misislilerin suyolu görünmüş. Sislilerden bir haber yok. Misislilerin suyolunun kente yaklaşmakta olduğunu gören kızı almış bir üzüntü. Meğer içten içe yiğitliğini duyduğu Sis Kralı’nın oğlunu seviyormuş. Ona adamlar göndermiş: "İyiye kötüye bakma. Elini çabuk tut, su yolunu bir an önce bitir!" demiş.

Ama taş yol bu. Peynir değil ki; doğrana. Çamur değil ki; sıvana. Sonunda Misislilerin yolu bitmiş. Su gelmiş kentin kapısına dayanmış. Dayanmış dayanmasına, ama kız buna dayanamamış. Sevmediği biriyle evlendirilmektense, canına kıymaya karar vermiş ve kendisini kayalıklardan aşağıya atmış.

Derler ki; Anavarza o günden sonra bir daha şenlik nedir bilmemiş. Neşe dolu kahkahalar, kentin evlerinden bir daha hiç yükselmemiş...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
ANAVARZA EFSANESİ
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Tarsus Sadık Eliyesil Forum :: 8.SINIF DERSLER :: Türkçe-
Buraya geçin: